Acısız bir ölüm istedim yolda yürürken az önce ve sonra neden ölemediğimi anladım. Şu ana kadar çektiklerim acısız bir şekilde ölme ihtimalimi ortadan kaldırmış olmalı. Bu durumda sokaktaki bi satıcıdan 20 liraya aldığım ruhsatsız silahımla kafama sıkıyorum, sanırım en doğrusu bu. Elveda.
Bam!
Şaka lan şaka. Kim bana silah satar amk, ehe. Kafama sıçam ben.
30 Eylül 2011 Cuma
Gittikçe Kötüye Giden
Merhaba okuyucu. Eğer birine baktıysan veya adres sormak için geldiysen, aradığın şey ekranının sağ üst köşesinde, çarpıya tıkla görüceksin.
Ben onsuz bir hiçim dedim az önce. Evet bu saçmalığı yaptım. Daha sonra farkettim, onsuz yaratıldığımı ve onsuz gömüleceğimi. Yani bir hiç olarak gelmiş ve bir hiç olarak gitmiş olacağım her türlü. Lakin benim dünya için ne kadar önemli birisi olduğumu hepimiz bildiğimiz için, bunu kabul etmiyoruz.
Şu amına koduğumun hayatında, off çok sert girdim cümleye olmadı. Şu lanet hayatta en iyi yaptığım işin halı sahada defans olduğunu farkettim. En çok saygıyı orada gördüğümü de... Bölümümden yavaş yavaş tiksinmeye başladığımı da bu hafta farkettim a dostlar. Başka ne okusam nefret etmezdim diye düşünüyorum fakat sanırım artık okumaktan nefret ettiğimi farkediyorum. Okumak kabak tadı verdi be canlar. Hiçbir şey yapasım yok artık, ne okulda, ne sosyal hayatta. Sadece deli gibi top oynayasım var.
Tüm gece facebookta online olan kişiye selam vermek ile vermemek arasında kaldım yine. Sonra da çıktı gitti yine her zamanki gibi.Sikeyim böyle işi! Ups pardon. Lanet olsun dostum.
Cumalar boş kaldı ders programımda. Sabah erken uyanmayacağım diye yan geldim yatıyorum, bilgisayar başında. Kalkar kalkmaz da eve gitcem büyük ihtimalle. Eşya topla falan. Sinir bozucu işler yani. Hadi kendine iyi bak blog. Good night!
Ben onsuz bir hiçim dedim az önce. Evet bu saçmalığı yaptım. Daha sonra farkettim, onsuz yaratıldığımı ve onsuz gömüleceğimi. Yani bir hiç olarak gelmiş ve bir hiç olarak gitmiş olacağım her türlü. Lakin benim dünya için ne kadar önemli birisi olduğumu hepimiz bildiğimiz için, bunu kabul etmiyoruz.
Tüm gece facebookta online olan kişiye selam vermek ile vermemek arasında kaldım yine. Sonra da çıktı gitti yine her zamanki gibi.
Cumalar boş kaldı ders programımda. Sabah erken uyanmayacağım diye yan geldim yatıyorum, bilgisayar başında. Kalkar kalkmaz da eve gitcem büyük ihtimalle. Eşya topla falan. Sinir bozucu işler yani. Hadi kendine iyi bak blog. Good night!
28 Eylül 2011 Çarşamba
Başlık Maşlık Yok
Aha okul başladı ya lan! Meşguliyetten yazamıyorum da buraya. Yine kafa düdükleyici bir günün daha derste düdüklenme kısmını bitirdik. Biraz kafa dağıtayım dedim ama bu kafayı en büyüğünden balyozla ezsen dağılmaz hissiyatındayım. Sanki dünyanın yükünü ben taşıyorum amına koyim. Dersler falan iyi güzel de görmek istemediğim insanlar var etrafta, her derste aynı sınıftayız aq. Her ders bitiminde apar topar sınıftan tüyüyorum arkadaş.
Bir de hep görmek istediğim insan var tabi. İnsan görmek istediği insanı çok az görebilirken, gördüğü zaman da ofsayta düşerken, her yaptığı harekette kaderin karşısına görmek istemediği birini kırmızı kart gösterir gibi çıkarması takdire şayan doğrusu. Ben mi bahtsız bedeviyim, yoksa kutup ayısı mı artık eskisi kadar seçici davranmıyor çözemedim ki amk.
Size görmek istediğimi yaz tatilinden sonra ilk gördüğüm anı anlatayım mı? Size ne lan. Kızdım bak yine...
Neyse beni okuyan sınırlı kitleciğim, aşk acısıyla geçen 96. günümün de sonuna yaklaşırken, sizlere şu an içerisinde bulunduğum yataktan çokça selam eder, gözlerinizden öperim.
96 günü nasıl hesapladım?
İki Tarih Arasındaki Gün Sayısını Hesaplama
Şimdi dağılın!
Bir de hep görmek istediğim insan var tabi. İnsan görmek istediği insanı çok az görebilirken, gördüğü zaman da ofsayta düşerken, her yaptığı harekette kaderin karşısına görmek istemediği birini kırmızı kart gösterir gibi çıkarması takdire şayan doğrusu. Ben mi bahtsız bedeviyim, yoksa kutup ayısı mı artık eskisi kadar seçici davranmıyor çözemedim ki amk.
Size görmek istediğimi yaz tatilinden sonra ilk gördüğüm anı anlatayım mı? Size ne lan. Kızdım bak yine...
Neyse beni okuyan sınırlı kitleciğim, aşk acısıyla geçen 96. günümün de sonuna yaklaşırken, sizlere şu an içerisinde bulunduğum yataktan çokça selam eder, gözlerinizden öperim.
96 günü nasıl hesapladım?
İki Tarih Arasındaki Gün Sayısını Hesaplama
Şimdi dağılın!
21 Eylül 2011 Çarşamba
Everything's Gonna Be Allright
Tanrı bize göz vermiş. Niye? Tabi ki görmemiz için akıllım! Görelim de etrafımızda ne olup bitiyor haberimiz olsun. Haberimiz olsun da olaylara iyi/kötü tepki verelim. Tepkimizi gösterelim ki güzel şeyler devam etsin, kötü şeyler de azalsın. Ama bazıları o patlak gözleriyle sadece sığır gibi bakmakla yetinsin.
Tükenmez kalem ile yazılar yazarız. Kalıcı olsun, silinmesin diye. Peki silinmesi gereken şeyler olunca? Tükenmez kalem silgisi diye birşey var hani. Mürekkebi altındaki kağıt partikülleriyle birlikte yok ediyor. Bazı zararlı fikirler ve görüşler de böyledir. Onu benimseyenler de artık onun kadar zararlıdır ve onunla birlikte silinmeleri gerekir.
Sigara içersin de ağzının kokusunu ailen duyacak ve anlayacaklar diye korkarsın ya. Babam eve kokoreç ile geldi. Artık ağzım bok kokuyor, ehe.
Her seferinde reddedilen ve terkedilenin ben olmama rağmen, egomu tavan yaptıracak kadar iyi gaz veren arkadaş ve akrabalarım var. Lan ne kadar şanslıyım ben! Tabi biraz da yakışıklı, çekici, ağzı iyi laf yapan ve kültürlü bir insanım. Aha kontrolsüz egom yine yırtık dondan fırlar gibi ortaya çıktı.
Evanescence'ın Going Under şarkısını dinlerken bağıra bağıra "I won't be broken again" dedikten sonra kendi kendine "hassiktir ulan ordan" da diyebilirsin. Gayet doğal.
Birşey farkettim. Bilgisayarı garantiye verdiğim zaman başladığım kitabı okumayı bilgisayarım garantiden gelince bırakmışım. Yıllar önce yarım bıraktığım için baştan başladığım kitabı yine yarım bırakmışım. Senin kaderin de benim gibi yarım kalmakmış güzel kitap.
Bu gece mutluyum. Sevdiğim insan ile konuştum uzun uzun. Sürekli kötü espiriler yaptığım ve sürekli saçmalayarak konuştuğum kişi beni terkettikten sonra samimiyet biraz öldü sanki. Yada ben olgun davranmaya mı başladım ne? Normal, yani sıkıcı bir şekilde konuşmayı becerebiliyorum lan artık! Yastığımın altında sakladığım fotoğrafına da bakarsam uyumadan önce, keyfim de götüm gibi tavana vurur.
Şimdi iyi geceler! Hepinize benden çay amına koduklarım! Bye!
Tükenmez kalem ile yazılar yazarız. Kalıcı olsun, silinmesin diye. Peki silinmesi gereken şeyler olunca? Tükenmez kalem silgisi diye birşey var hani. Mürekkebi altındaki kağıt partikülleriyle birlikte yok ediyor. Bazı zararlı fikirler ve görüşler de böyledir. Onu benimseyenler de artık onun kadar zararlıdır ve onunla birlikte silinmeleri gerekir.
Sigara içersin de ağzının kokusunu ailen duyacak ve anlayacaklar diye korkarsın ya. Babam eve kokoreç ile geldi. Artık ağzım bok kokuyor, ehe.
Her seferinde reddedilen ve terkedilenin ben olmama rağmen, egomu tavan yaptıracak kadar iyi gaz veren arkadaş ve akrabalarım var. Lan ne kadar şanslıyım ben! Tabi biraz da yakışıklı, çekici, ağzı iyi laf yapan ve kültürlü bir insanım. Aha kontrolsüz egom yine yırtık dondan fırlar gibi ortaya çıktı.
Evanescence'ın Going Under şarkısını dinlerken bağıra bağıra "I won't be broken again" dedikten sonra kendi kendine "hassiktir ulan ordan" da diyebilirsin. Gayet doğal.
Birşey farkettim. Bilgisayarı garantiye verdiğim zaman başladığım kitabı okumayı bilgisayarım garantiden gelince bırakmışım. Yıllar önce yarım bıraktığım için baştan başladığım kitabı yine yarım bırakmışım. Senin kaderin de benim gibi yarım kalmakmış güzel kitap.
Bu gece mutluyum. Sevdiğim insan ile konuştum uzun uzun. Sürekli kötü espiriler yaptığım ve sürekli saçmalayarak konuştuğum kişi beni terkettikten sonra samimiyet biraz öldü sanki. Yada ben olgun davranmaya mı başladım ne? Normal, yani sıkıcı bir şekilde konuşmayı becerebiliyorum lan artık! Yastığımın altında sakladığım fotoğrafına da bakarsam uyumadan önce, keyfim de götüm gibi tavana vurur.
Şimdi iyi geceler! Hepinize benden çay amına koduklarım! Bye!
20 Eylül 2011 Salı
Aaa Delirmiş Bu
Bazen insan garip bir modda oluyor. Sanki o gün herkes onu sinirlendirmeye çalışıyor, herşey üstüne üstüne geliyormuş gibi geliyor mk. Böyle bir gün geçirdim amına koyim. Üniversitemin online ders kayıtları başladı bugün. Sabahın onunda açıldı siktiğimin sistemi. Saat 10.00'da açılan sistem saat 10.00'da kilitlendi tabi ki. Amına koyim içerde bi sik var gibi yükleniyoruz sisteme. 5 sekmeden saldırıyorum 2'sinde girebiliyorum sisteme, 2 sekmede ders seçiyorum hepsi birden hata veriyor falan. Neyse bu kısım diğer arkadaşların dertlerinden bahseder gibi oldu biraz. Çünkü saat 10.10 gibi benim istediğim tüm dersler listeme eklenmişti. Çılgın brute force uygularım bilen bilir.
Dersleri aldık da kutlamayalım mı? Hemen en yakın arkadaş ile tepeye go go go. Sigara mode on! Sabah 8.30'da kalkmışım, kahvaltı yapmamışım, saat olmuş 12.00. Kola ile sigara içiyoruz. Tabi çarpmasın diye bi tane de simit almışım. Hayat bize hayat mk. Neyse döndük geri.
Eve geldim soyunayım rahatlayayım dedim. Zort zort zort! Telefon titriyor. Babam elektrik faturasına gönderdi beni ve ardından dükkanı bana kitledi! Kit! Gel de sövme te allam... Dükkanda durmak beni boğuyor abicim. Neden bilmiyorum. İçime öküzler oturuyor gibi. Güneş vuruyor mallara. Bozulacaklar. Şemsiye ayarla onlara, uğraş, didin... Sonra güneş yer değiştirsin mk. Hay bu dünyayı da, kendi etrafındaki dönüşünü de... Yandaki bakkal amca çay söylemiş. Sağolsun. Lakin çaycı babama getirdiği gibi getirdi yine çayımı. Tamam babam tek şeker kullanıyor diye tek şeker getirebilirsin. Bunu anlarım. Dükkanda zaten var şeker. Lakin çayın yanında çay kaşığı getirmemeleri beni deli ediyor uleyn. Çayı resmen dökecektim sinirden. Bardağı yola vurasım falan geldi. Çayı ısmarlayan abiye ayıp olmasa çay ocağına kadar atabilirdim bardağı. İnadına şekersiz içtim mk. Gelen tek şekeri de götüme soktum. Şaka lan şaka. Çakmak buldum o şekeri ateşte yaktım. Erisin mk. Demirlere falan yumruk atmaya başlamak üzereydim ki babam geldi. Sakin evlat görünümüne girdim, başımı önüme eğdim, evin yolunu tuttum.
Bundan sonrası sıradan sikko bi gün amk. Buraya kadarını da niye yazdım bilmiyorum. Ama o çaycının götüne girsin o getirmediği kaşıklar... Eyvallaaaah...
Dersleri aldık da kutlamayalım mı? Hemen en yakın arkadaş ile tepeye go go go. Sigara mode on! Sabah 8.30'da kalkmışım, kahvaltı yapmamışım, saat olmuş 12.00. Kola ile sigara içiyoruz. Tabi çarpmasın diye bi tane de simit almışım. Hayat bize hayat mk. Neyse döndük geri.
Eve geldim soyunayım rahatlayayım dedim. Zort zort zort! Telefon titriyor. Babam elektrik faturasına gönderdi beni ve ardından dükkanı bana kitledi! Kit! Gel de sövme te allam... Dükkanda durmak beni boğuyor abicim. Neden bilmiyorum. İçime öküzler oturuyor gibi. Güneş vuruyor mallara. Bozulacaklar. Şemsiye ayarla onlara, uğraş, didin... Sonra güneş yer değiştirsin mk. Hay bu dünyayı da, kendi etrafındaki dönüşünü de... Yandaki bakkal amca çay söylemiş. Sağolsun. Lakin çaycı babama getirdiği gibi getirdi yine çayımı. Tamam babam tek şeker kullanıyor diye tek şeker getirebilirsin. Bunu anlarım. Dükkanda zaten var şeker. Lakin çayın yanında çay kaşığı getirmemeleri beni deli ediyor uleyn. Çayı resmen dökecektim sinirden. Bardağı yola vurasım falan geldi. Çayı ısmarlayan abiye ayıp olmasa çay ocağına kadar atabilirdim bardağı. İnadına şekersiz içtim mk. Gelen tek şekeri de götüme soktum. Şaka lan şaka. Çakmak buldum o şekeri ateşte yaktım. Erisin mk. Demirlere falan yumruk atmaya başlamak üzereydim ki babam geldi. Sakin evlat görünümüne girdim, başımı önüme eğdim, evin yolunu tuttum.
Bundan sonrası sıradan sikko bi gün amk. Buraya kadarını da niye yazdım bilmiyorum. Ama o çaycının götüne girsin o getirmediği kaşıklar... Eyvallaaaah...
16 Eylül 2011 Cuma
Bir Dil Bir Kadın, İki Dil İki Kadın
İstanbula gittim, yurt açılmış da, biraz eşya bırakıp yatağımı serdim, geldim. Amına koduğumun mahallesinde hiç mi bişey değişmez lan 6 saatte! Hani benim de Gebze'de yaprak oynasa haberim oluyor ya, öyle işte. Birşeylerin değişmediğini anlıyorum trenden iner inmez mk.
Geldim yorgun argın geri sayıma başladım. Okullar açılacak ya yakında bi heyecan var tabi. Şaka lan şaka ne okulu mk. Gece 00.00'da halı saha maçım var onu bekliyom. Dün formatladığım şirin ufaklığı da götürürüm maça, sahibine vermek üzere.
Demin şaka dedik de. Okul da açılcak yakında amına koyim. Yeni oda, eski arkadaşlar. Eskimiş bazı yüzleri görmeye devam edeceğiz. Uzun bir tatilden sonra O'nu ilk gördüğüm an nasıl bir piskolojide olacağım acaba? Eğer konuşursak, ilk kelimelerimiz ne olacak? Kısmet. Belki de görmem bile, sadece yolumun üzerinden geçen bir yabancı oluverir. Zaman gösterecek. Zamanın işi gücü yok bişeyler gösteriyo zaten. Korkuyorum bir gün zaman da cinsel şakalara başlayıp bize farklı şeyler gösterecek diye, ehehe. Neyse.
Lan neyi unuttum diyorum ben de yine bişey unuttum acaba ne hissine kapılarak. Kayıt ücreti yatıracam daha bankaya. Sonra burs aldığım vakfa transkript götürecem. Bunları buraya tekrar unutmayayım diye yazıyorum ha! Sonra, yapışkanlı askılardan alıp dolabıma yapıştırcam falan. İşim çok. Şu okulun ilk günlerinde nereye elimi atsam benden para koparmaya çalışıyorlar. Sikin mk domaldık nası olsa...
Seviyorum lan! Bana duygusal yazıyosun, kendine hakim ol diyolar. Blogumu okuyan her 500 kişiden 250si böyle diyor, ehehe. İstatistik şişirme işi iyiymiş. Yalan da değil hani, %50. Trende kızları kesiyorum, yok. Metrobüste kızları kesiyorum, yok. Belediye otobüsüne kadar düşüyorum, yine yok. Kampüstekiler zaten bana bakmaz. Anlayacağınız ne yapsam, kime baksam onu görüyorum uleyn! Mahalledeki bıyıklı bakkal amcada bile onu görüyorum, ehehe.
Bunca şeyi okudun da sana ne kattı? Peki bunları yazdım da bana ne kattı? Yazdığım yazıyı okurken harcadığın elektrik enerjisinin üretiminde kaç litre su akıttı barajlarımız farkında mısın? Ben değilim. Belki sen okurken, ben de yazarken, ozon tabakasını sikip attık bi kenara... Bunu da bilemeyiz. Amına koyim neler diyom lan ben. Hadi kib bye xDé
Geldim yorgun argın geri sayıma başladım. Okullar açılacak ya yakında bi heyecan var tabi. Şaka lan şaka ne okulu mk. Gece 00.00'da halı saha maçım var onu bekliyom. Dün formatladığım şirin ufaklığı da götürürüm maça, sahibine vermek üzere.
Demin şaka dedik de. Okul da açılcak yakında amına koyim. Yeni oda, eski arkadaşlar. Eskimiş bazı yüzleri görmeye devam edeceğiz. Uzun bir tatilden sonra O'nu ilk gördüğüm an nasıl bir piskolojide olacağım acaba? Eğer konuşursak, ilk kelimelerimiz ne olacak? Kısmet. Belki de görmem bile, sadece yolumun üzerinden geçen bir yabancı oluverir. Zaman gösterecek. Zamanın işi gücü yok bişeyler gösteriyo zaten. Korkuyorum bir gün zaman da cinsel şakalara başlayıp bize farklı şeyler gösterecek diye, ehehe. Neyse.
Lan neyi unuttum diyorum ben de yine bişey unuttum acaba ne hissine kapılarak. Kayıt ücreti yatıracam daha bankaya. Sonra burs aldığım vakfa transkript götürecem. Bunları buraya tekrar unutmayayım diye yazıyorum ha! Sonra, yapışkanlı askılardan alıp dolabıma yapıştırcam falan. İşim çok. Şu okulun ilk günlerinde nereye elimi atsam benden para koparmaya çalışıyorlar. Sikin mk domaldık nası olsa...
Seviyorum lan! Bana duygusal yazıyosun, kendine hakim ol diyolar. Blogumu okuyan her 500 kişiden 250si böyle diyor, ehehe. İstatistik şişirme işi iyiymiş. Yalan da değil hani, %50. Trende kızları kesiyorum, yok. Metrobüste kızları kesiyorum, yok. Belediye otobüsüne kadar düşüyorum, yine yok. Kampüstekiler zaten bana bakmaz. Anlayacağınız ne yapsam, kime baksam onu görüyorum uleyn! Mahalledeki bıyıklı bakkal amcada bile onu görüyorum, ehehe.
Bunca şeyi okudun da sana ne kattı? Peki bunları yazdım da bana ne kattı? Yazdığım yazıyı okurken harcadığın elektrik enerjisinin üretiminde kaç litre su akıttı barajlarımız farkında mısın? Ben değilim. Belki sen okurken, ben de yazarken, ozon tabakasını sikip attık bi kenara... Bunu da bilemeyiz. Amına koyim neler diyom lan ben. Hadi kib bye xDé
İşim Var Lan
Bugün blogumu eve format atmak için getirdiğim bir arkadaş bilgisayarından yazıyorum. Daha doğrusu yazamıyorum mk. Ne sikko klavye lan bu. Resmen yerimi yadırgadım arkadaş. Yazmıyorum mk. Siktirin gidin, dağılın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)